Aramayı tamamlamak için enter'a basınız.

Bilgi talebi

Yatırımcı ilişkileri
anketi
Dijital danışmana sorun Dijital
danışmana
sorun
Logo Blog
Logo Blog
0

Ortaklık Türleri ve İş Ortağı Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler

İş hayatında ortaklık, pek çok işletme ve iş modeli için uzun vadede varlığını korumanın ve daha büyük başarılar elde etmenin anahtarlarından biri. Farklı biçimde iş ortaklıkları bulunuyor. İş ortağı seçerken bilmeniz ve dikkat etmeniz gerekenleri bu blog yazımızda derledik. İş ortaklığı türlerini anlattığımız yazımızda, bu konuda karar verirken kendinize sormanız gereken soruları da listeliyoruz.  

Ortak olmayı planladığınız kişi; yeni tanıştığınız biri, çok yakından tanıdığınız bir arkadaşınız, akrabanız, eşiniz, mevcut müşterileriniz, tedarikçiniz, melek yatırımcı olabileceği gibi bayilik sistemi (franchise) ya da girişim sermayesi ile olabilir. İş ortağı ilişkisi iki şekilde hayat bulabilir: Birincisi mevcut işinize bir ortak almak şeklinde gerçekleşebilir. Diğer seçenekte ise başka birinin mevcut işine ortak olabilir veya mevcut işinizi devam ettirirken, başka birisiyle ortak şekilde yeni bir iş kurabilirsiniz. 

Bireysel Katılım Sermayesi

Yeni tasarı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından lisanslı Bireysel Katılım yatırımcılarının, ortaklık sözleşmesi ile finansmana ulaşımda sıkıntı çeken girişimcilere Bireysel Katılım Sermayesi sağlayarak, Girişimci Şirket (A.Ş.) kurulumunun söz konusu olması planlanmaktadır. Sağlanacak devlet desteği ile bireysel katılım sermayesi yatırımlarının cazip hale getirilmesi planlanmaktadır.

Girişim Sermayesi

Genel olarak; dinamik, yaratıcı ancak finansal gücü yeterli olmayan girişimcilerin geniş kapsamlı yatırım fikirlerinin, şirketleşmiş yatırımcılar tarafından finanse edilerek gerçekleştirilmesine olanak tanıyan bir sermaye biçimidir.

Bayilik Sistemi (Franchise)

Bir markanın bayisi olmanın bazı avantajları ve dezavantajları vardır. Avantajlarından başlamak gerekirse; denenmiş bir ürün veya hizmeti satıyor olursunuz. Ana şirketten ve diğer bayilerden eğitim ve deneyim açısından yardım alırsınız. Çoğu zaman reklam ve pazarlama desteği de ana şirket tarafından verilmektedir.

Dezavantajlarına gelirsek; bayilik için bir bedel ödemeniz gerekir. Ana şirketin markasını, haklarını, sistemini ve uzmanlığını kullanmanın bir bedeli vardır. Bayi sözleşmenizin içeriğinde uymak zorunda olduğunuz sistem ve kurallar tanımlanmıştır, bu kurallara uymak gerektiğinden şirket politikalarınızı dilediğinizce değiştiremezsiniz.

 Ortaklık kurarken kendinize sormanız gereken sorular

  • Bu ortaklıkla kaybedecekleriniz neler olabilir? Kazanacaklarınızı ve kaybedeceklerinizi bir teraziye koyduğunuzda hangi taraf ağır basıyor?
  • Ortak olmayı planladığınız kişiyi tanıyor musunuz? Ne kadar zamandır tanıyorsunuz? Bu süre içinde sizi rahatsız eden, tasvip etmediğiniz davranışlarını gördünüz mü?
  • Eğer yeni tanışıyorsanız hakkında detaylı bilgi alabileceğiniz ve bu konuda güvenebileceğiniz kişiler var mı? Varsa bu kişilerin, potansiyel ortağınız hakkındaki görüşleri neler? Bu kişiler potansiyel ortağınız hakkında görüş verirken objektif mi davranıyorlar?
  • Ortak olmayı planladığınız kişinin piyasa itibarı nasıl? Piyasada borcuna sadık, düzgün iş yapan, namuslu, basiretli bir kişi olarak mı biliniyor yoksa tam tersi mi? Eğer piyasadaki kişiler potansiyel ortağınız hakkında olumsuz bazı bilgiler veriyorlarsa bu olumsuzluklara sizin bakış açınız nedir? Bu olumsuzluklar sizin açınızdan göz ardı edilebilecek olumsuzluklar mıdır yoksa önemli midir?
  • Ortak olmayı planladığınız kişinin nasıl bir aile hayatı var? Ailevi değerleri sizin ailevi değerlerinizle örtüşüyor mu?
  • Ortak olmayı planladığınız kişi işin teknik taraflarını biliyor mu? Biliyor ama siz bilmiyorsanız bu ileride sorun olur mu? İşin teknik tarafını ortağınız bilmiyor ama siz biliyorsanız sorun olur mu? Taraflardan birinin işle ilgili yeterince bilgi sahibi olmaması sorun olur mu? Olursa ne tür sorunlar olur? (Örneğin üretim tarafını siz bilmiyorsunuz ama ortağınız biliyor. Ortağınız sizin bu eksikliğinizi kötüye kullanır mı?)

Sözlü anlaşma değil yazılı sözleşme şart!

Ülkemizde güvene dayalı sözlü anlaşma ve ortaklılar bir hayli yaygın ve bundan kaynaklı çok fazla sorun yaşanıyor. Normal şartlar altında eğer ortada bir ortaklık varsa bunun resmi olarak da kayda geçirilmesi önemli. Sermaye dağılımının nasıl olacağı, nakdi mi yoksa ayni (mal) mi sermaye konulacağı gibi konular netleştirilmeli. 

%50-50 ortaklıkta herhangi bir anlaşmazlık olduğu takdirde, nasıl sonuca bağlanacağı da en baştan belirlenmeli. Örneğin yeni bir iş gündeme geldi, iyi de para kazandıracak gibi görünüyor ama ortaklardan birisi bu işi yapmayı çok isterken, diğeri bu işe girmek istemiyor. Bu durumda ne olacak? Tüm bu detayların en başta belirlenmesi ve sözleşmeyle kararlaştırılması şart.

Elbette işin niteliği, dünyanın ve ülkemizin ekonomik durumu, sektör gibi etkenlere bağlı olarak düşünmeniz ve kendinize sormanız gerekecek başka sorular da çıkacaktır. Önemli olan, bir ortaklık kurmadan önce aklınızda cevaplanmamış soru kalmamasıdır.

Ortaklığın dışında, hali hazırda faaliyetine devam eden bir işletmeyi devren satın almayı da isteyebilirsiniz. Örneğin bir büfeyi, bir lokantayı, bir mobilya mağazasını vs. devren satın almaya karar verebilirsiniz. Bu durumda satın almayı planladığınız işletmenin mali durumunu, mevcut sahibin işletmeyi neden devretmek istediğini, işletmenin geçmiş itibarının nasıl olduğunu ve benzeri pek çok soruya cevaplar bulmanız önemli. Bir ortaklı kurarken de, bir işletmeyi satın alırken de aklınızda cevaplanmamış sorunun kalmaması çok önemli.